TARİHİ VE KÜLTÜREL ZENGİNLİKLER
SAHİP ATA CAMİİ ve KÜLLİYESİ

EL-HAC EBUBEKİR ZADE HÜSEYİN OĞLU SAHİP ATA FAHREDDİN ALİ'NİN HAYATI

Sahip Ata Fahreddin Ali, Anadolu Selçuklu Devletinin XIII. yüzyılın ikinci yarısına damgasını vurmuş bir devlet adamıdır. Devlet kademesinde üstlendiği çeşitli görevler sonrası vezirlik makamına yükseltilen Sahip Ata, ülkenin Moğol tahakkümü altında bulunduğu 1258–1285 tarihleri arasında tüm yetkileri tekelinde toplamış ve önemli karaların tamamına tek başına imza atmıştır. Söz konusu dönem, sultanın şahsında merkezi yönetimin zayıfladığı, buna karşın emir ve beylerin Moğol desteğiyle maddi ve siyasi güçlerinin arttığı yıllardır. Sahip Ata, devletin bu karmaşa yıllarının en önemli siyasi figürlerinden biridir. Siyasi kariyeri sırasında “Fahreddin (Dinin öğüncü), Kavvamü’l-mülk (Devletin dayanağı)” gibi sıfatlarla anılacak kadar başarılı olan ünlü vezirin, yaptırdığı hayır eserleri, halk arasında “Ebu’l-Hayrat (Hayırların babası)” olarak anılmasına sebebiyet vermiştir.

   Tarihi kaynaklar, Fahreddin Ali’nin hayır müesseselerinin çokluğu konusunda da aynı düşünceyi paylaşmaktadırlar. Büyük bir kısmı günümüze ulaşamayan, cami, medrese, hânikah, türbe, han, hamam, çeşme, kaplıca, buz-hane gibi çeşitli yapılar ve onların vakıfları, Fahreddin Ali’nin Ortaçağ sanat ve kültür ortamına bani olarak özellikle XIII. yüzyılın ikinci yarısına damgasını vurduğunu göstermektedir. 1271-1274 yıllarında vezirlik görevinden azledildiği günleri hayır eserlerinin tamiri, vakıf ve emlâkının vakfiye işleri ile geçiren Fahreddin Ali’nin, bu konuya çok önem verdiği görülmektedir. 

 

Sahip Ata Külliyesi


Selçuklu veziri Hacı Ebubekir Zade Hüseyinoğlu Sahip Ata Fahreddin Ali tarafından yaptırılan külliye; cami, türbe, hankâh, çifte hamam, çeşme ve dükkânlardan oluşur. Larende Caddesi üzerinde yer alan bu külliyenin inşasına ilk olarak 656H/1258M yılında caminin yapımı ile başlanmış olup 682H/1283M yılında türbenin yenilenmesi ile tamamlanmıştır. Külliye yerleşim planı; cami, caminin kuzey doğu köşesinde yapıdan bağısız halde bulunan çeşme, caminin güneyinde mihrap duvarına bitişik inşa edilmiş türbe, türbenin güney bitişiğinde hankâh, hankâhın doğu cephesinde dükkânlar ve yol aşırı karşısında da çifte hamam bulunur. Külliyenin vakfiyesi bulunmamakta olup, 1280H/1863M tarihli bir şer’iyye sicil kaydında vakfın o yıllardaki mütevellilerinin, külliyenin 677H/1278M tarihli vakfiyesini ellerinde bulundurduğu belirtir. Ancak bugün akıbeti hakkında herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.

 CAMİ: 


Cami eski Konya surunun Larende Kapısı civarında olduğu için “Larende Cami” olarak da anılmaktadır. Yapı Sultan II İzzettin Keykavus’un hüküm yıllarında 656H/1258M yılında Sahip Ata Fahreddin Ali tarafından yaptırılmıştır. Yapının mimarı taç kapı üzerinde yer alan sağdaki sebilin mukarnas köşe dolgusunda ki madalyonlarda ismi zikredilmiştir. Bu madalyonlardan sağdakinde “Amele Kölük” diğerinde ise “Bin Abdullah” yazılıdır. Bu kişi Ortodoks olup İslamiyet’i seçerek Müslüman olmuş, sarayda nakkaş ve mimarlık yapmış daha sonra Sahip Ata’nın yaptırdığı birçok eserde imzası olan bir mimardır. Eski cami 1871 yılında yıldırım düşmesi sonucunda yıkılmış ve yine bu yıllarda yenilenerek bugünkü şeklini almıştır. Mimar Kölük’ün yapmış olduğu cami; mihrap önü kubbeli olup daha geniş ve taç kapıya kadar uzandığı düşünülmektedir. Ancak yapının birçok yeri değiştirilmiş ve caminin ebatları küçültülmüştür. Bu anlamda bizim düşüncemiz Selçuklu yapılarındaki taç kapıların cephelere oranları düşünüldüğünde genel anlamda 3/1 veya 5/1 oranında taç kapıların yerleştirildiğini gözlemlemekteyiz. Burada taç kapı 3/1 cephe düzenlemesinde yerleştirildiği düşünülürse 9.55cm genişliğindeki taç kapının üç katı büyüklükte yani 29m civarında bir genişliğin olması söz konusudur. Yangından sonra orijinal kısımlardan; taç kapı, mihrap ve mihrabın yer aldığı duvar ve iki yanındaki fil ayağı şeklindeki payandalar kalmıştır. Bazı araştırmacılar Sivas Gök Medrese, Erzurum Çifte Minareli Medrese gibi yapıları düşünerek bugünkü cami ile taç kapı arasındaki kalan kısımda bir medresenin olabileceğini ifade etmektedirler. 1825 tarihli şer’iyye sicilinde “…ekseni derunu cami olan karlık tamiri için 1600 kuruş…” ifadesi burada da Beyşehir Eşrefoğlu Camisinde bulunan kar kuyusuna benzer bir durumun da olduğunu göstermektedir.


HANKAH: 

Hankâh büyük merkezlerde yer alan ve genellikle büyük şeyhin, pirin türbesi bulunan geniş programlı tarikat yapılarına denir. Eşik anlamına da gelen “hankâh” Farsça’dan gelen bir kelime olup, bir yüceltme ve onurlandırma ifadesi olarak kullanılmıştır. İlahi kelimesi ile birlikte kullanıldığında “Allah’ın Katı” şeklinde bir mana kazanır. Hankâhlar birer dergâhtırlar.

      Sahip Ata hankâhı plan olarak XIII. yüzyılın bilinen Selçuklu tekke ve hankâhları arasında en büyüğü ve simetriği olandır. Mimarı belli olmayan bu abidevi eserin Merv ve Tirmiz bölgelerindeki XI ve XIII. yüzyıllara ait merkezi kubbeli ve aksiyal eyvanlı Orta Asya evleri ile yakın benzerliği ile oldukça dikkat çekicidir.

 

 

  TÜRBE: 

 Türbe külliye içerisinde caminin güney duvarına bitişik olup cami ile hankah arasında yer almaktadır. Türbeye geçit, caminin güney duvarındaki hacet penceresinin yan tarafındaki küçük bir açıklıkla, türbenin batı duvarındaki bahçeye açılan bir kapı ve hankahın kuzeydoğudaki bir holde yer alan bir kapıyla da giriş sağlanır.

        Türbe ilk olarak Sahip Ata’nın iki oğlu Taceddin Hüseyin ve Nasreddin Hasan’ın, Akşehir Kozağaçta, Karamanoğlu Mehmet Bey’le yaptığı savaş sonucu (1277) şehit düşmesi üzerine 1277–1278 yıllarında türbe inşa edilerek buraya defnediliyorlar. Daha sonra Sahip Ata burayı aile kabristanına çevirmek isteyince eski türbenin temelleri üzerine 1283 yılında bugünkü türbe inşa edilmiştir. Bu yapım tarihini, kubbenin oturduğu kemerin iç yüzündeki ayet kuşağının bitiminde yazmaktadır.

 HAMAM: 

Hamam külliye içerisinde hankahın yol aşırı karşısında yer almaktadır. Hamamın yapım tarihi ve mimarı bilinmemektedir. Hamamın Kırşehir Cacabey Vakfiyesinde (1272) zikrediliyor olması bu tarihten öncesine ait olduğunu gösterir. Muhtemelen caminin inşaatıyla birlikte başlanması ihtimali yüksektir.
        Hamam farklı tarihlerde onarım görmüştür. İlk belge 1570 tarihli olup bunun dışında 1848, 1960-62 yıllarında da onarımlar görmüştür. Sahip ata hamamın suyunun temini için Meram Çayından üstü açık bir kanal ve arkla ayrılan ve Şehir (Sahipata) Irmağı adı verilen suyolunu yaptırdığı Ayrıca hamamın yakından geçen bir kanaldan su deposuna dolaplarla su taşındığı belirtilir.

Kaynak : http://www.sahipatamüzesi.gov.tr

 

 

Oluşturulma Tarihi : 27.06.2018